Bazen plan yapmadan çıktığınız olur sokağa elinizde fotoğraf makinesi etrafı tararsınız hayatın size sunacağı kareleri yakalayabilmek için.
Yağmurun sağnak şeklinde yağdığı çoğu insanın bırakın fotoğraf çekmek için ihtiyaçlarını karşılamak için bile sokağa çıkmaya üşendiği bir günde fırsar bu fırsat diye düşünüp makineyi kapıp atarsınız kendinizi dışarıya ilk düşündüğünüz şey objektifin camına yağmur damlacığı gelmemesidir. Hani olurda rüzgarın etkisiyle akıp gitmez leke bırakır diye, o yüzden yağmurun eğik yağışını hep sırtınıza alarak aksi tarafta fotoğraflar kovalarsınız, arkanızda olup bitenlerden habersiz. Bir ara yağmurdan fırsat bulup objektifin kapağını takıp arkaya dönersiniz ve işte dışarı çıkma sebebiniz karşınızdadır. Puslu bir hava havanın griliğinden kapkara olmuş bir deniz, martı ve bankta saçları uçuşarak yalnız başına oturan bir kız.
Beklediğiniz kareyi bulmuş olmanın mutluluğunu yaşarken yaşam bir anda hikayeleşiverir uzaktan görünen bir oğlan çocuğu yavaş adımlarla yaklaşır kızın yanına önce hoş bir kaşılama olmuştur ama zaman geçtikçe işin rengi değişir. Sesler yükselir eller havaya kalkarak sağa sola hareketlenir, artık gözler konuşurken farklı yerlere bakmakta ayaklar sevdiği insanın aksi istikametini göstermektedir.
Kaçınılmaz olarak birisi daha cesur davranarak döner arkasını ve hızlı adımlarla uzaklaşmaya başlar arkadan bir çift göz kararsızlık içerisinde bakakalır az önceki öfke nöbetinden eser kalmamıştır artık, önce karasızlık sonra kaybetmenin verdiği acı dalga dalga yayılır tüm hücrelerine hızlı karar vermeli ne yapmalıdır şimdi ?
Mantık ve hisler içiçe girmiş herşey allak bullak olmuştur. Sonra kalbinden gelen sıcaklığa meyil verir ve önce tiz bir haykırış... "dur". Tepki gelmeyince adım atmaya başlar yakalamak için yetmeyeceğini anlayınca tüm gücüyle koşmaya başlar, karşıdan gelen yağmur tanelerinin yüzüne çarpmasına rüzgarın saçlarını delicesine estirmesine aldırış etmeden. Durmaksızın yetişene kadar var gücüyle koşar, koşar, koşar...
Yetişmesiyle birlikte önce bir tepki gelir karşı taraftan beklenen tepki değildir bu, titreyen gözlerle yetiştiği kişiye bakar koşan karşısındaki ne kadar öfkeliyse o kadar şefkat ve hüzün dolu gözlerle bakar. Sonunda buzul ne kadar soğuk olursa olsun ateşin sıcaklığı onu da ertitir. Öfke dolu bakışlar yerini sevgi dolu bakışlara bırakır. Duygularda kopan fırtınalar dinmiş havaya inat sükunete ermiştir.
İşte sokaklar böyledir ne zaman hangi şartta size ne sunacağını hiç bilemezsiniz...